17 Mayıs 2012 Perşembe

ARGONAUT'LAR (Argo Gemicileri)





İlkçağın büyük destansal öykülerinden biri olan Argonaut'lar serüvenini bize tüm olarak Rodoslu Apollonios anlatmıştır. İ.Ö. III. yüzyılda yaşayan Apollonios ünlü bir mythos yazarıdır. Bu konuyu kendisinden sonra Apollodoros ve önce de Pindaros işlemiştir. Medeia ile Iason efsaneleri ise tragedya yazarlarına ve özellikle Euripides'le Seneca'ya konu olmuştur. Bu uzun öyküyü ana başlıklar altında anlatalım:

ARGO GEMİSİ: Adı "hızlı" anlamına gelen Argo gemisi Karadeniz'in Kolkhis ülkesine Altın Postu aramaya giden kahramanlar için yapılmış elli beş kürekli bir gemidir. Onu yapan ustanın adı Argos'tur.

ARGONAUT'LAR KİMDİR? Sefere katılanlar Troya efsanesi kahramanlarından önceki kuşaktan kişilerdir. Mythos yazarlarının verdikleri isimler genelde birbirini tutmaz ancak en ünlü kahramanlar şunlar: Iason, gemi ustası Argos, dümenci Tiphys, ozan Orpheus, Idmon, Amphiaraos ve Mopsos adlı biliciler, Boreas'ın oğulları Kalais ve Zetes, Kastos ile Polydeukes, Pelus ile Telamon, Meleagros, Herakles ve daha başkaları.


ALTIN POST: Altın post bir zamanlar Athamas'ın çocukları Phriksos ile Helle'yi sırtına alıp Yunanistan'dan Karadeniz'deki Kolkhis ülkesine kaçıran kanatlı koçun pöstekesidir.  Helle Çanakkale Boğazını (Hellespontos) geçerken denize düşmüş sonra Phriksos tek başına Kolkhis'e varır ve kendisine iyi davranan Aietes'e Zeus'a kurban ettiği koçun postunu verir. Aietes de bu eşsiz postu tanrı Ares'e adanmış bir korulukta saklar. 

SEFERİN NEDENİ: Iolkos kralı Aison tahtını üvey kardeşi Pelias'a kaptırmıştı. Aison'un oğul Iason delikanlılık çağına gelince Pelias'ın karşısına çıkıp tahtı geri ister. Pelias da ondan kurtulmak için önce Kolkhis'e gidip Phriksos'un orada bıraktığı Altın Postu getirmesini buyurur. Iason bu sefere çıkmak zorunda kalır, Yunanistan'da ne kadar gözü pek yiğit varsa hepsini toplar ve Phriksos'un oğlu ünlü usta Argos'a bir gemi yaptırdıktan, bu işte tanrıça Athena'dan bir yardım gördükten sonra yola çıkar.

YOLCULUK: Argo gemisi Teselya'daki bir limandan denize indirildi. Tanrı Apollon'a yapılan kurbanlar bilici İdmon tarafından iyiye yorumlandı. İdmon'un kendisinden başka tüm yolcular geri dönecekti. 

LEMNOS ADASI: Birinci durak Lemnos adasıydı. Adanın kadınları kocalarını öldürmüşlerdi. Adada erkek olmadığı için Lemnos kadınları Argonaut'ları iyi karşıladılar ve onlardan çocuk sahibi oldular. 


SEMENDİREK, KYZİKOS: Çanakkale Boğazında'na girmeden Samonthrake (Semendirek) adasına vardılar ve ozan Orpheus'un öğüdüne uyarak adadaki gizemlere erdirildiler. Oradan Marmara Denizi'ne girdiler. Burada Kyzikos kralı Kyzikos'u Delion'lar yanlışlıkla öldürdüler. 


MYSIA'DA HYLAS'IN KAYBOLMASI: Mysia kıyılarına vardıklarında Herakles ormana kırılmış olan küreğini yenilemek için gider, yanına çok sevdiği Hylas adında genç de vardır. Delikanlıyı tatlı su aramaya göndermişlerdi. Geri gelmeyince Herakles onu aramaya gider. Şafak sökerken hala dönmeyen Herakles ve Hylas'ı orada bırakmak zorunda kalarak gemi yoluna devam etti. 


AMYKOS, PHINEUS: Khalkedon'a (Kadıköy) yerleşmiş dev Amykos'u Polydeukes'in yenmesi üzerine yelken açan Argo gemisini fırtına boğazlardan uzaklara Trakya kıyılarına atar. Orada Poseidon'un oğlu kör kral Phineus'a rastlarlar. Bu kral Harpya'lar belasına uğramış. Kanatlı kadın yüzlü canavarlar olan Harpya'ları rüzgar tanrı Boreas'ın oğulları Kalais ve Zetes yener ve kovarlar. Bu iyiliğe karşılık Phineus Argonaut'lara ilerde karşılarına çıkacak tehlikeleri nasıl atlatabileceklerini anlatır.


ÇARPIŞAN KAYALAR: Karadeniz'e çıkmadan Symplegad'lar yani çarpışan kayalardan geçmeleri gerektiğini söyler Phineus. Mavi kayalar diye de tanımlanan bu kayalardan bir gemi geçti mi yerlerinden oynar ve birleşerek kapanır, aralarında ne varsa paramparça olurmuş. Phineus Argonaut'lara şöyle bir denemede bulunmalarını salık verir: Bir güvercin uçursunlar kayaların arasından, güvercin geçebilirse kendileri de geçmeye kalkışsınlar yoksa vazgeçip gerisin geri Yunanistan'a dönsünler. Güvercin kuyruğundan bir kaç tüyünü yitirerek karşı yöne geçer arkasından Argo gemisi Symplegad'ların arasından geçer kuş gibi pupası biraz zedelenir. Bundan sonra Çarpışan Kayaların çarpışmaktan vazgeçtikleri ve yerlerine mıhlandıkları anlatılır. 


AMAZONLAR VE KOLKHIS'E VARIŞ: İlk durak Maryandyn'lerin ülkesidir. Kral Lykos onları iyi karşılar ama bir yaban domuzu avında bilici İdmon ve dümenci Tiphys ölürler. Argonaut'lar daha öteye kadar gidip Amazonlar ülkesine çıkarlar. Daha sonra Kafkas dağlarının göründüğü kıyılara kadar ilerlerler ve Kolkhis ülkesine varırlar. 




MEDEIA; ALTIN POSTUN ALINMASI: Argonaut'lar Altın Post'u geri istemek için kral Aietes'in karşısına çıktıklarında kralın kızı Medeia Iason'u görür ve büyük bir aşkla ona tutulur. Güçlü bir büyücü olan Medeia bundan böyle Argonaut'ların  ve Iason'un tüm işlerini eline alır ve dileğince yönetir. Kral Aietes görünüşte Altın Post'u vermeye razıdır, ama bir ejderi öldürmesini, ateş püskürten tunç ayaklı iki boğayı boyunduruğa koşup öldürülen ejderin dişlerini ekmesini şart koşar. Iason ister istemez bu koşullara evet der. Medeia araya girer, Iason'a kendisini eş olarak almaya söz verirse yardım edeceğini bildirir. Sonra yiğide büyülü bir merhem hazırlar. Bedene sürüldü mü bu merhem deriyi silah geçmez hale sokar, bir gün boyunca ne yaralanır ne de ölür. Ejderin dişlerini toprağa ektikten sonra silahlı adamlar biteceğini aralarına bir taş atarsa bunların kavgaya tutuşup birbirlerini öldüreceğini de söyler. Medeia'nın dediği gibi de olur, Iason bu görevi başarır ancak Aites postu vermek istemez. Argo gemisini yakmaya ve gemicileri öldürmeye kalkar ama Medeia daha hızlı davranarak Iason ile el ele vererek Altın Postu alarak gemiye binip kaçmışlardır. Ertesi gün şafak sökmeden yola çıkar Argo. Medeia babasının kendilerine yetişip yakalamaması için korkunç bir çare bulur. Kardeşi Apsyrtos'u kesip doğradı ve parçalarını yol boyunca serperek uzaklaştılar. Babası ve adamları Apsyrtos'un parçalarını toplamak ile vakit kaybederek Argo'ya yetişemediler.


DÖNÜŞ YOLCULUĞU: Destanın bu bölümü de karışıktır. Bir anlatıma göre Argo Karadeniz'de Istros (Tuna) ırmağının ağzına varır ve ırmak yoluyla Adriatik denizine çıkar. Ama Zeus'un öfkesine uğrayıp fırtınaya tutulurlar. Medeia'nın halası büyücü Kirke'yi bulmaya giderler. Kirke Medeia'yı kardeşini öldürme suçundan arındırır ama Iason'u ağırlamak istemez. 


YUNANİSTAN'A VARIŞ: Iason Altın Post'u amcası Pelias'a vermek üzere Iolkos'a döner. Babası Aison'un öldüğü haberini alır ve amcasının da tahtı geri vermeye yanaşmadığını görür. Burada Medeia tüyler ürpertici bir oyun hazırlar. Pelias'ın kızlarıyla arkadaşlık kurar, yaşlanmakta olan babalarını gençleştirmenin çaresini kendilerine öğreteceğini söyler ve örnek olarak yaşlı bir koç alarak keser büyülü otlar kaynatılan bir kazan içine atar ve körpe bir kuzu çıkar içinden. Pelias'ın kızları bu oyuna inanarak babalarını öldürürler ve kazana atarlar fakat dirilmediğini görünce çılgına dönerler ve yurttan sürülürler.


MEDEIA'NIN SONU: Iason ile Medeia bu suçu işledikten sonra Pelias'ın oğulları tarafından Iolkkos'tan kovulurlar. Korinthos kralı Kreon onları iyi karşılar ama bir süre sarayında alı koyduktan sonra Medeia'yı uzaklaştırmanın çarelerini arar. Iasonda korkunç karısından bıkmışa benzer, Kreon'un kızı Kreusa ile evlenmek üzere Medeia'yı boşamaya ve Kolkhis'e geri göndermeye kalkar. O sırada büyücü kadın ömrünün en korkunç suçunu işler. Kreusa'ya güya düğün hediyesi olarak bir elbise gönderir, kız onu giyer giymez yanmaya başlar bu işler olup biterken Iason'dan olan iki oğlunu boğar ve babalarına ölülerini gösterir. Bundan sonra atası Helios'un kendisine gönderdiği araba ile Atina'ya uçar. Orada Aigeus'a kendisi ile evlenirse kendisine çocuk vereceğini söyler ve Theseus'u öldürmeye çalışır. Atina'dan da sürülür. Kolkhis'e döndüğü ve türlü suçlardan sonra babası ile barıştığına dair bazı efsanelerde anlatılır. 

8 Mayıs 2012 Salı

ARGES

Uranos ve Gaia


Uranos (Gök) ile Gaia'nın (Toprak) birleşmesinden doğan tek gözlü devlerden biridir. Adı "ışık saçan" anlamına gelen Arges, Zeus'a yıldırım armağan eden Kyklops'tur. 

26 Nisan 2012 Perşembe

ARETHUSA



Artemis'in çevresindeki avcı kızlardan Arethusa günün birinde av yorgunluğunu gidermek için ırmağa girmiş yıkanıyormuş. Yüzerken birden ırmaktan yükselen bir erkek sesi duymuş. Kıza tutulan ırmak tanrı Alpheios'un sesiymiş bu. Kız sudan dışarı fırlayıp olduğu gibi koşmaya başlamış. O koşmuş ırmak kovalamış, sonunda gücü tükenen Arethusa Artemis'e yakarmış onu kurtarsın diye tanrıça önce onu bir buluda sarmış, sonra kaynağa dönüştürmüş. Ama Alpheios gelip sularına karışmasın diye Arethusa yeraltına dalmış ve ancak Sicilya'da Ortyga adasında yeryüzüne çıkmış. 

13 Nisan 2012 Cuma

ARES



Jacques-Louis David, The Combat of Ares and Athena1771

Savaş tanrısı Ares'in Roma mitolojisindeki karşılığı Mars'tır. Roma Devleti bu tanrıya ne kadar değer vermiş, saygı göstermişse, Yunanlılar onu o kadar hor görmüş ve aşağılamıştır. Hele Homer destanlarında kaba kuvveti simgeleyen Ares'e takılmadık korkunç sıfat kalmamıştır. Azgın, deli, uğursuz olarak nitelendirilen Ares insanların baş belası, elleri kanlı, kaleler yıkan olumsuz bir varlıktır. Doğuşunu üç dizede anlatan Hesiodos bir daha pek söz etmez bu tanrıdan:

Hera görkemli son eşi oldu Zeus'un
Sevişti tanrıların ve insanların kralıyla
Hebe'yi, Ares'i ve Eileithya'yı doğurdu Hera


Ares'in annesi Hera ile herhangi bir ilişkisine  rastlanmaz destanlarda hele babası Zeus büsbütün hoşlanmaz. Troya savaşından Athena'nın yardımıyla Diomedes karnından yaralar Ares'i. Ares Zeus'un yanına sığınır ve ağlar. Zeus ise oldukça sert bir biçimde karşılık verir. (İlyada V, 889)

Asıl çekişmesi Athena iledir çünkü Athena aklın yönettiği savaşı, Ares ise akılsızca, körü körüne çarpışmayı simgeler. 

Ares ile Aphrodite birleşmesinden Phobos (bozgun), Deimos (korku), ve bir de Harmonia doğar. Phobos ve Dei mos babalarının yanından ayrılmaz onlara zaman zaman kızı Enyo, ve Eris'de (kavga) katılır.  

16 Aralık 2011 Cuma

Arakhne


Arakhne Lydia'lı bir kızmış, babası İdmon Kolophon kentinde kumaş boyacılığı yaparmış, kızı da nakış yapmada, kilim dokumada öylesine usta, öylesine becerikliymiş ki, yokmuş onun üstüne bütün bölgede. Dağdan, ormandan periler gelir şaşakalırlarmış yaptığı işlere. Arakhne ölümlülere elişlerinin hepsini öğretmiş olan tanrıça Athena ile gergefte boy ölçüşebileceğini ileri sürer dururmuş. Tanrıça buna kızmış, kocakarı kılığında Arakhne'nin karşısına çıkmış. Öğütler vermiş, daha alçak gönüllü olmasını, tanrılarla boy ölçüşmekten sakınmasını salık vermiş. Ama Arakhne oralı olmamış, Athena gelsin isterse nakışta yarışalım demiş. Tanrıça o zaman kim olduğunu açıklamış ve başlamışlar yarışa. Athena Olympos'un on iki tanrısını işlemiş nakışına, Arakhne ise tanrıların pek şanlı olmayan serüvenlerini. İşleri bitince Athena bakmış ki kızın nakışı kusursuz, kendikinden aşağı kalmıyor, geçiyor bile. Derken büyük bir öfkeye kapılıp kırmış Arakhne'nin gergefini, yırtmış nakışını, Lydia'lı kız üzüntüsünden kendini asmış. Ama tanrıça hamarat sanatçıyı bir örümcek kılığına sokmuş, sonsuza dek duvar köşelerinde ağ örsün diye.

7 Aralık 2011 Çarşamba

APOLLON

Apollon Belvedere

Apollon adının Yunanca olmadığı açıktır. Bazı dil bilimciler Yunanca apello (kötüğü defetmek) fiilinden geldiğini iddia etselerde tartışmalıdır. Yunanlılar bile tanrıya bir ek ad koyarak açıklama gereği duymuşlardır. Phoibos parlak, ışık saçan demektir. Bu adın ayrıca tanrının büyük annesi olarak gösterilen dişi Titian Phoibe ile de ilişkilidir. Ancak her ne kadar ışık ve güneş anlamında bir isim ile nitelendirilse de Apollon hiç bir zaman güneş tanrısı Helios ile ilişkilendirilmemiştir.

Apollon'ın Lykia bölgesi ile özdeşleştirilmiştir. İlyada'da Lykegenes lakabı Lykia'lı olarak çevrilmiştir. Homeros destanlarında Lykia sıkı sıkıya bağlı bir tanrıdır ve Anadolulu bir tanrıdır.

DOĞUMU: İlyada''nın ilk dizelerinde şöyle anlatılır "Leto ile Zeus'un oğlu" " Güzel saçlı Leto'nun doğurduğu". Apollon Titan kızı Leto ile Zeus'un birleşmesinden kız kardeşi Artemis ile doğmuştur. Doğumu ile ilgili bilinen en önemli efsane Lykia'da geçen efsanedir. Leto hamile kalınca Hera'nın gazabından korunmak için doğum yapacağı yer arar. Ancak kimse ona yardım etmez çünkü onlar da Hera'nın hışmından korkarlar. Yürüye yürüye  Lykia kıyılarına gelir ve Patara yakınlarında (Letoon tapınak kenti bu efsaneden yola çıkarak kurulmuştur kentte Leto, Artemis ve Apollon için yapılmış tapınaklar vardır) doğum yapar.

NİTELİKLERİ VE EFSANELERİ: Apollon İlyada'da okçu tanrı olarak geçer, okçu olması onun doğa ile olan ilişkisini pekiştirir. Kız kardeşi Artemis ile paylaştığı bir yetenek vardır. Onların oku ile ölenler ansızın tatlı bir ölüme kavuşurlar. Apollon'un sanat ve müzik yeteneği üzerine de pek çok efsanesi vardır. Musa'ların yöneticisidir. Ölümsüzlerle ve tanrılarla giriştiği yarışmalar pek çok efsaneye konu olmuştur (Hermes, Pan, Marsyas).

Işık tanrının aşkları da önemli bir yol oynar efsanelerde. (Darphne, Kassandra, Marpessa, Hyakinthos)

Delphoi kentidir

Apollon ayrıca ön görü yeteneğine sahiptir bu nedenle Anadolu'da Yunanistan'da pek çok bilicilik merkezi vardır. En ünlüleri Delphoi kentidir.


29 Temmuz 2011 Cuma

APHRODITE

Botticelli, Venüs'ün Doğuşu


Doğuşu: Aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite'nin doğuşu üzerine iki ayrı kaynağımız vardır. Biri Hesiodos, diğeri Homeros. Hesiodos Thegonia'da bu tanrıçanın denizin köpüklü dalgalarından doğduğunu anlatır. (Yunanca Aphros Köpük demektir) Uronos Gaia'dan doğan çocuklarını doğar doğmaz toprağın bağrına soktuğu için toprak ana şişmekte ve korkunç sancılar çekmektedir. Bu yüzden oğlu Kronos'a  bir tırpan verir ve Kronos'da babasının hayalarını bu tırpan ile keser ve denize atar. Denize dökülen spremlerden Aphrodite doğar. Tanrıçanın Kıbrıs kıyılarında doğduğuna inanılır. 

Homeros'a göre Aphrodite Zeus ile Okeanos'un kızı Dione'den doğmadır.

Kişiliği: Altın Aphrodite der Homeros bu tanrıçaya, daha başka sıfatlarla niteler onu şairler. Bu güzeller güzeli tanrıça işveli, cilveli ve gönül alıcıdır. Homeros bunun sırrını tanrıçanın ak köpüklerden olma bedeninde taşıdığı bir büyülü memelikte görür. Zeus'un aklını çelmeyi isteyen Hera ödünç ister bu memeliği.

Sevgiyi, sevişmeyi simgeleyen bu tanrıça bu büyüyü kendi kendine değil çevresini saran başka tanrısal varlıkların aracılığıyla gerçekleştirir. Eros bazı efsanelere göre onun oğludur, ama Thegonia'da Eros Aphrodite'den çok önce doğmuş evrensel bir güçtür, sonradan katılır Aphrodite'nin alayına.

Güzelliği, zerafeti ve bereketi simgeleyen Kharit'ler, Hora'lar ve düğün alaylarının başında giden Hymenasios da Aphrodite'nin çevresindeki tanrılardır. Ne var ki tanrıçasının kişiliği biraz belirsiz olarak canlandırılmaktadır. Ares ile birlikteliğinden Phobos (bozgun), Deimos (Korku) ve Harmonia doğar. Ahenk anlamına gelen Harmonia'nın yanında bozgun ve korku Aphrodite'in kişiliğindeki olumlu ve olumsuz yanları gösterir.

Efsaneleri: Kişiliği ile tanrılar arasında önemli bir yer tutan Aphrodite'nin efsaneleri azdır. Aphrodite topal tanrı Hephaistos ile evlidir, nasıl ve nedeni belli değildir. Ama şairler onun çirkin kocasını aldatmasını ballandıra ballandıra anlatırlar. Bu öykülerin başında Homeros'un Odysseia'sındaki serüven gelir. Bu serüveni kör ozan Demodokos anlatır. Ares ile Aphrodite'nin seviştiklerini güneş tanrısı Helios görür ve Hephaistos'a haber verir. Demirci tanrı Hephaistos da kırılmaz bir büyülü ağ örer ve yatağın altına yerleştirir. Hephaistos onlara fırsat yaratmak için Lemnos adasına gittiğini söyler. İki sevgili sevişince bu ağın içinde hapis kalırlar. Onları yakalayan Hephaistos acı acı bağırır diğer tanrılar ise kahkalarına hakim olamazlar.

Aphrodite'nin başka sevgilileri de olur. Bunlardan biri Adonis, öbürü Troya kral soyundan Aineias'ın babası Ankhises'tir.

Aphrodite'nin öfkeleri ve öç almaları korkunçtur: Şafak tanırçası Eos'a, Phaidra ve Pasiphae'ya belalı aşklar esinler, kendilerine yeterince tapmayan Lemnos kadınlarına ceza olarak kocalarının bile dayanamadığı koku verir, Kinyras'ın kızlarını kendilerini yabancıya satmaya zorlar. Üç güzeller yarışmasında oynadığı rol ve Paris ile Helena'nın başına getirdiği belalar dillere destan olur. Eros ve Psykhe efsanesinde adı geçer. Kişiliği Helenistik çağdan sonra Rönesans sanatına da bitmez tükenmez bir konu olmuştur.

Kuşlardan güvercin ve serçe, çiçeklerden gül ve mersin tanrıçaya adanmıştır.

Antik çağın ünlü Knidos Afroditi
 heykelinin Rönesans dönemi kopyası



LinkWithin

Related Posts with Thumbnails