Akhilleus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Akhilleus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Temmuz 2011 Cuma

ANTIKLOS

Kırmızı figürlü Attik Amphora üzerinde Antiklos

Nestor'un oğullarından biri. Troya savaşına katılır ve çevikliği, yiğitliğiyle dikkat çeker. Akhilleus ve Patroklos'un yakın arkadaşıdır. Patroklos ölünce bu üzücü haberi Akhilleus'a verme görevini üstüne alır. Sonuna kadar savaşır İlyada'da ancak Odysseia'da şafak tanrıçası Eos'un oğlu Memnon'un eliyle öldürüldüğünü öğreniriz. 

25 Mart 2011 Cuma

ANDROMAKHE


CRE HAMILTON, Gavin; "Hector's Farewell to Andromache"  1775-80


Andromakhe, Mysia bölgesinde Thebai şehrinin kralı olan Eetion’un kızıdır. Eeiton kral Priamos’a dostluk bağlarıyla bağlıdır. Sarayında yedi oğlu ile büyüttüğü tek kızı sevimli, uslu Andromakhe’yi Priamos’un en değerli oğlu Hektor’a verir. Düğün dernek nasıl olmuştur bilinmez. Mutlu günlerini bilmeyiz. Hektor’la Andromakhe ancak yıkım gelip çattığında, İlyada’da anlatılan savaşın dokuzuncu yılında çıkarlar sahneye. Bir çocukları olmuştur: Astyanaks.

Bölgede çapulculuk seferine çıkan Akhilleus, Mysia’ya varmış Andromakhe’nin babası Eeton ve yedi erkek kardeşini gözünü kırpmadan öldürmüştür. Annesini de esir almış büyük kurtulmalık karşılığında bırakmış. Ancak zavallı kadın serbest kaldığı gün ölmüş.

Andromakhe Troya sarayında kadınlar dairesinde hizmetçiler arasında nakış işlemekle, mekik dokumakla vakit geçirir. Her geçen gün bir işkencedir ne kadar yiğitte olsa Hektor’un bir gün düşman kargısı altında can vereceğinden korkar. İki de bir savaşı gözlemek için çocuğunu dadısına verip kuleye çıkar. Bir gün Hektor savaştan ara bulup şehre gelir, karısını evde arar, yok, yiğit batı kapılarına koşar ve karısı ile yavrusunu görür uzaktan ve gülümser. Andromakhe gözyaşları dökerek eline sarılır.



Ah kocacığım, bu hırs yiyecek seni,

Yavruna, talihsiz karına acıma yok sende,

dul kalmama, biliyorum az gün var,

Akha’lar üstüne saldırıp öldürecekler seni.

Sensiz kalmaktansa toprak yutsun beni daha iyi

Benim senden başka dayanağım yok,

alıp götürdüğü zaman ölüm seni

yalnız acılar kalacak bana,

Ne babam var benim, ne ulu anam…

Sen bana bir babasın Hektor,

Ulu anamsın benim, kardeşimsin, arkadaşısın sıcak döşeğimin,

Burada kalede kal, acı bana,

Yetim koma yavrumuzu, karını dul koma.

(İlyada'nın en yürek yakan satırlarındadır bu veda satırları. Bu satırlar için bile tekrar tekrar okunur İlyada)


Hektor acır karısına, ama ne yapsın, bir korkak gibi çekilecek değil ya savaştan. Troya ordusunun desteği ve dayanağıdır.

Günler geçer Hektor ile Akhilleus arasında teke tek savaş başlar. Ölüm-kalım savaşı, İlyada destanının en dramatik sahnesi. Hektor’un ölümüne karar vermiştir tanrılar. Yiğitçe dövüşerek can verir. Troya surlarından bir çığlık kopar. Andromakhe odasında mekik dokurken duyar bu vaveylayı deli gibi fırlar dışarı, Akhilleus’un arabasına bağlayıp toz toprak içinde sürüklediği Hektor’un ölüsünü görünce düşer, bayılır.

Bu işkence dokuz gün sürecektir. Her sabah Akhilleus ölüyü arabasına bağlayıp sürükler. Onuncu günü akşamı Kral Priamos Akhilleus’un yanına gider ve yüreğini yumuşatarak Hektor’un cesedini alır. Andromakhe ağıtlar yakar.

Çilesi bitmez Andromakhe’nin, Euripedes’in tragedyasında görürüz onu. Akhilleus’un oğlu Neoptolemos’un sarayındadır. Neoptolemos Hermione ile evlenmiş fakat çocuğu olmamıştır. Neoptolemos’un tutsak olarak getirdiği Andromakhe’den üç oğlu bir kızı olmuştur. Hermione Andromakhe’yi kıskanır ve öldürmek ister. Tapınağa sığındığı halde öldüreceklerken son anda kurtulur.

30 Eylül 2010 Perşembe

AKHILLEUS

Thetis'in Zeus'u ikna etmesi -Jean Auguste Dominique Ingres, Jupiter and Thetis-

Akhilleus (çoğu kişinin kullandığı Fransızca’dan dilimize geçen Aşil telaffuzu yerine Akhilleus’u kullanmak daha doğrudur) efsanesi Yunan Mitolojisinin en zengin ve en eski efsanelerinden biridir. Bu efsaneyi, Troya’nın alınışından çok, Akhileus’un bu sefer sırasında Yunan ordusunun neredeyse mahvına sebep olacak olan öfkesini konu alan İlyada destanı üne kavuşturdu. Böylece bütün antikçağ boyunca en çok okunan epik poemi kahramanının popüler olmasına katkıda bulunmuştur. Başka bazı şairler ve halk efsaneleri onun kişiliğine dört elle sarıldılar ve homerik anlatıların eksiklerini gidermek için epizotlar uydurarak, Akhileus’un hayat hikayesini tamamlamaya çalıştılar. Böylece Roma çağına kadar bütün antikçağ yazarlarını ve şairlerine esin kaynağı olan çoğu zaman birbirinden farklı efsaneler oluştu.

Çocukluğu: Akhilleus Teselya’da Phytia şehrinde hüküm süren Peleus’un oğludur. Baba tarafından doğrudan Zeus soyundan gelir. Annesi Okeanos’un kızı Thetis bir tanrıçadır. Çocukluğunda bazen babasının yanında bazen de annesi tarafından büyütüldüğü söylenir. Peleus ölümlü olduğu için Tanrıça Thetis Akhilleus’un ölümsüz olması için bebekken onu topuğundan tutup Hades ırmağı Styks’de yıkamıştır. Ancak topukları suya değmediği için yara alan tek yer topuğu olarak kalmış ve nitekim topuğundan aldığı yara öldürücü olmuştur. (Aşil tendonu ismi de bu efsaneden gelir)

Troya’ya Gidişi: İlyada’ya göre Akhilleus; Nestor, Odysseus ve Patroklos’un Teselya’da kendisine ilettikleri kişisel bir davet üzerine sefere katılmayı kabul etmiştir. Myrmidonlar’dan oluşan bir birliği taşıyan elli gemilik bir filoyu yönetiyordu. Kendisine arkadaşı Patroklos ve hocası Phoiniks eşlik etmekteydi. Hareket edeceği sırada Peleus oğlunun seferden sağ dönmesi için saçlarını Sperkheios nehrine adadı. Annesi Thetis ise onu bekleyen kaderi açıkladı. Akhilleus Troya’ya giderse parlak bir üne kavuşacak ama hayatı kısa sürecekti. Eğer gitmezse uzun yaşayacak ama şan ve şöhretten mahrum kalacaktı. Akhilleus hiç düşünmeden şanı seçti.

Sefer: Yunan filosu Argos’tan Aulis’e gider. Aulis’de filo sakin ve rüzgarsız bir hava yüzünden bir türlü yerinden kıpırdayamaz. Kalkhas bu havanın tanrıça Artemis’in eseri olduğunu söyler. Tanrıça Agamemnon’un kızı Iphigeneia’yı kurban olarak istemektedir. Agamemnon bu kurbana razı olur ve kızı Iphigeneia’yı kuşkuya kapılmaması için Akhilleus ile nişanlayacağını söyleyerek getirtir. Akhilleus’un bundan haberi yoktur, Iphigeneia geldiğinde kurban edilmesine karşı çıkar. Bu bölüm tragedya yazarları tarafından geliştirilmiştir. Uygun rüzgarlın başlamasıyla yola çıkılır. Tenedos adasına vardıklarında Akhilleus ile Agamemnon arasındaki ilk kavga patlak verir.
Akhilleus Hektor'un ölüsünü sürüklemesi

İlyada’da anlatılan olayların başlamasından önce Yunanlılar Troya önlerinde dokuz yıl kaldılar. Bu dokuz yıl kahramanca dolu işlerle geçti. İlyada’da olaylar Akhilleus ve Agamemnon’un kavgası ile başlar. Bir veba salgının orduyu kırıp geçmesi üzerine Kalkhas rahip Khryses’in kızı Khryseis’in ganimet payı olarak Agamemnon’a verilmesi nedeniyle bu afetin başladığını söyler. Akhilleus Agamemnon’un kızı geri vermesi için zorlar. Buna karşılık Agamemnon da, Akhilleus’tan payına düşen Briseis’i geri vermesini şart koşar. Akhilleus çadırına çekilir ve kızın kendisine ait olduğu kabul edilmediği sürece savaşmayacağını söyler. Haberciler kızı almaya gelince onu teslim eder. Annesi Thetis ona Troyalı’ların saldırıya geçmelerine engel olmamasını öğütler. Çünkü böyle bir durumda Akhillus olmadan Yunan ordusunu hiçbir etkinliği yoktur. Thetis Olympos’a çıkarak Zeus’u bulur ve Akhilleus savaştan uzak durduğu sürece savaşta Troyalılar’ın muzaffer olmasını ister. Zeus kabul eder ve Yunanlılar ardı ardına bozguna uğrarlar. Agamemnon Akhilleus’u yumuşatmak için elçi gönderir ve ona Briseis ile yüklüce bir fidye dışında Troya’nın en güzel 20 kadınını ve evlenmesi için kendi kızın vereceğini söyler ancak Akhilleus yumuşamaz. Çarpışmalar karargaha kadar ulaşır. Patroklos bu duruma dayanamaz ve Akhilleus’tan savaşa katılmak için izin ister. Akhillues kendi zırhını verir ancak Patroklos, Hektor tarafından öldürülür. Akhilleus büyük bir üzüntü duyar öyle üzülür ki haykırışlarını Thetis duyar. Ertesi sabah Akhilleus Agamemnon’dan kavgayı unutmasını ister. Agamemnon’da ondan özür diler ve elini sürmediği Briseis’i ona iade eder. Akhilleus savaşa katılır. Hektor ile Akhilleus karşı karşıya gelince; Zeus, Hektor ile Akhilleus’un talihini tartar. Hektor’un ki Hades’ten yana eğilir ve çarpışma başlar. Hektor, Akhilleus’a onun da ölüm saatinin yakın olduğunu söyler ve öldürücü bir darbe ile Hektor ölür. Akhilleus 12 gün boyunca Hektor’un ölüsünü Troya’nın çevresinde sürer. Thetis oğlunun yanına gelerek Tanrıların ölüye yaptığı bu saygısızlığa öfkelendiklerini bildirir ve cesedi Priamos’a teslim etmesi gerektiğini söyler. Priamos oğlunu ölüsünü almak için Akhilleus’un yanına gelir. Akhilleus onu iyi karşılar ve ölüyü teslim eder.

Ölümü: Ölümü ile ilgili bir iki efsane olmasına karşılık en akla yatkını bir çarpışma sırasında Paris’in attığı bir okun tek yara alan yeri topuğuna isabet etmesi ile ölmesidir. Aslında Apollon kendisine itaat etmediği için okun yönün değiştirip topuğuna isabet etmesini sağladığı da söylenir.

27 Temmuz 2010 Salı

TELAMON OĞLU AIAS

Akhilleus ve Aias oyun oynarken

Telamon'un oğlu Salamis'li Aias Troya savaşına yalnız on iki gemi getirdiği halde, Akha'ların Akhilleus'tan sonra en yiğit savaşçısıdır. Görünüşü, boyu bosuyla küçük Aias'ın tam karşıtıdır. Akha'larınn kalesi diye anılan Aias'ı Priamos surların üstünden görünce Helene'ye sorar. Helene ise bu yiğidin "Eşi görülmedik Aias' olduğunu söyler.
Aias kalkanı ile dikkat çeker Akha'lar arasında. Korkunç diye nitelendirilen bu kalkan yedi kat deri ve bir kat tunçtan yapılmıştır. Hector'un kargısı altı kat deriyi geçer ve son kata saplanır kalır, Hektor bir kaya parçası alarak Aias'ın kalkanını tam göbeğinden vurur. Ama Aias daha büyük bir kaya ile onu saf dışı eder. Aias Hektor'u alt etmekle kalmaz pek çok Troya'lı yiğidi de öldürür.
Akhilleus öldükten, Troya savaşı bittikten sonra Thetis'in tanrı Hephaistos'a yaptırdığı silahlar kime kalacak diye bir kavga başlar. Thetis silahların yiğit Aias'a kalmasını ister ama Agamamnon ile Menelaos ne yapıp edip silahları Odysseus'a verirler. Aias çileden çıkar, bir hezeyan halinde Akha ordusu diye bir sığır sürüsüne saldırır. Hepsini öldürdüm diye şenlik yapar. Aias kendine gelip Akha ordusu yerine sığırları öldürdüğünü görünce utanır, düşmanlarına rezil olmayı göze alamaz. Böyle bir acı ile yaşayamayacağını anlar ve kendini kılıcını üzerine atar ve canına kıyar.

8 Temmuz 2010 Perşembe

AIAKOS


Aiakos, Minos ve Rhadamanthys ile

Yunanlıların en dürüstü, en dindarı diye adlandırılan Aiakos, Zeus'la su perisi Aigina'nın oğludur. Annesinin adını alan Aigina adasında kral iken uyruklarını hepsi vebadan ölmüş, Aiakos da babası Zeus'a yalvarmış böylece Zeus adada bol sayıda bulunan karıncaları insana dönüştürmüş. Karıncadan olan bu adamlara Myrmidon'lar (Myrmeks=Karınca) denmiş. Aiakos'un torunu Akhilleus sonraları Myrmidon'lar kendi ordusu olarak Troya'ya götürmüştür.
Tanrıların çok sevdiği Aiakos'tan Yunanlılar bir dilekte bulunmuşlar; Ülkeyi kasıp kavuran kuraklığa bir son vermesi çin Zeus'a yakarmasını istemişler. Zeus bu dileği de yerine getirmiş.
Aiakos'un Aigina'dan Telamon ile Peleus, bir deniz kızı olan Psamathe'den Phokos adlı bir oğllu olmuş. Phokos atletik yarışmalarda başarılı olmasını kıskanan ağabeyleri onu kafasına bir disk atarak öldürmüşler. Aiakos da hak yerini bulsun diye oğullarını adadan sürmüş.
Bu hakseverliği ona öldükten sonra Hades ülkesinde yargıç olmayı sağlamış. Homeros yargıç olarak Aiakos'un adını anmasa da Platon ondan ölüler yargıcı olarak bahseder. Minos ve Rhadamanthys'in yanında ölüleri yargıladığından bahseder.

16 Haziran 2010 Çarşamba

AGAMEMNON

Giovanni Battista TIEPOLO, The Sacrifice of Iphigenia


Giovanni Battista TIEPOLO, Eurybates and Talthybios Lead Briseis to Agamemmon
Sözde 'Agamemnon Maskesi'. Heinrich Schliemann tarafından 1876 yılında Mycenae de keşfedilmiştir.
Agamemnon Yunan Mitolojisinde tektir, eşsiz bir tiptir, yalnız İlyada'da değil, efsaneler boyunca onun simgelediği kavramı onun kadar etkin ve belirgin niteliklerle canlandıran başka bir kişi yoktur. Agamemnon kraldır, krallar kralıdır, her biri bir bölgenin yönetimini elinde tutan bir çok derebeylerinin başında, onları ordularıyla birlikte yöneten başkomutandır. Agamemnon'un kişiliği krallığının hem erdemlerini hemde eksik ve zayıf yönlerini önümüze serer. Bu bakımdan destan olduğu kadar tragedyalara da esin kaynağı olmuştur.


İlyada'nın üçüncü bölümünde Helene surların üstünde dizilmiş savaş alanına bakan Troyalı ihtiyarlara eski eniştesi Agamemnon'u "hem iyi bir kral hem de güçlü bir savaşcı" olarak tanıtır. Agamemenon'un krallık yetkisi Zeus'tan gelmiştir. Homeros onun asasının, kral değneğini tarihçesini çizerken soyunu Pelops'a kadar götürür. Başka bir efsane koluna göre Agamemnon'un ilk atası Tantalos'tu. İlyada'da Pelops oğullarını kan davasından bahsedilmez. Krallık normal yoldan Pelops'tan Atreus'a, Atreus'tan Thyestes'e ve ordan da Agamemnon'a aktarılır.


Agamemnon, hayat hikayesinde önemli bir rol oynayan Klytaimnestra'yla evlenmişti. Klytaimnestra kendisi gibi Leda ile Thyestos'un kızı olan Helene'nin kız kardeşiydi. Önce Thyestos'un oğlu Tantalos ile evlenmişti ama Agamemnon hem Tantalos'u hemde ilk çocuklarını öldürdü. Bu çifte cinayetin ardından istemeye istemeye evliliğe razı olan Klytaimnestra'nın kardeşleri Dioskourlar Kastor ve Polydeukes Agamemnon'un peşine düştüler. Agamemnon kayınpederi Tyndareos'un yanına sığınmak zorunda kaldı. Sonunda Kastor ve Polydeukes Agamemenon ile uzlaşmayı kabul ettiler. Ama bir cinayet ile başlayan evliliğin lanetli olduğu efsanenin devamında ortaya çıkmaktadır.


Agamemnon'un Klytaimnestra'dan üç kızı (Khrysothemis, Laodike, Iphianassa) ve son olarak da bir oğlu (Orestes) oldu. Efsanenin ilk şekli budur. Sonra Iphianassa'dan ayrı olarak Iphigeneia adlı bir kızı sahneye çıkar ve Laodike'nin yerine tragedya yazarları Elektra'yı zikrederler. Tragedya yazarları özellikle Iphigeneia, Orestes ve Elektra'yı tanırlar.


Troya Savaşı:
Paris'in Helene'yi, kaçırmasından sonra Menelaos Agamemnon'dan yardım istedi. Agamemnon şeflere yeminlerin hatırlattı ve böylece Troya'ya saldıracak ordu oluştu. Birlikler Aulis'te topladılar. Esintisiz havadan dolayı bir türlü denize açılamayan filo sonunda tanrılara bir kurban vermek suretiyle (Agamemnon'un kızı Iphigeneia) denize açıldılar.


Troya'ya varıp, çarpışmalar başladıktan sonra Agamemnon ile Akhilleus arasındaki bir kavga kopar. Ve bu kavgada krallar kralının tutumu, karakteri ve kişiliği bütün açıklığıyla ortaya serilir. Agamemnon kraldır ve her kral gibi kendi çıkarını, istek ve buyruklarını emrindeki insanlarınkinden üstün görmekte ve bu inanışa göre davranmaktadır. Tutsağı Khryseis'i geri vermek istememesi, vermek zorunda kalınca Akhilleus'unkini (Briseis) almakta hiç bir sakınca görmemesi kavganın asıl nedenidir. İlyada'da bütün ilgi Akhileus üzerine yoğunlaşınca artık Agamemnon'dan söz edilmez. Odysseia'da anlatıldığına göre Troya'nın alınmasından sonra Priamos'un kızı olan ve geleceği görme yeteneğine sahip olan Kassandra, Agamemnon'un payına düştü. Kassandra ile Agamemnon'un Teledamos ve Pelops adlı ikiz çocukları oldu.


Agamemnon ülkesine döndüğünde, karısının aşığı Aigisthos'un görevlendirmiş olduğu bir casus tarafından gözlenir. Aigisthos, Agamemnon'u büyük bir şölene davet eder. Salona önceden gizlenmiş 20 adamı ile birlikte Agamemnon ve arkadaşlarını öldürür.


LinkWithin

Related Posts with Thumbnails