Homeros destanlarında Olympos Tanrıları "ambrosia" ve "nektar" ile beslenirlerdi. Ölümsüz anlamına gelen ambrosia bir çok çiçek özlerinin katıldığı bir çeşit balmış. Ambrosia ile beslenen tanrılar yaralanmazlar, insanlar içince de ölümsüz olurlarmış.
16 Aralık 2010 Perşembe
14 Aralık 2010 Salı
AMAZON
Anadolu’nun mythos’a katkıları salt efsane, uydurulmuş masal değildir. Anadolu kaynaklı efsanelerin hemen hepsi olmuş olayları yansıtır, yaşamış kişileri konu alır. Bu yüzdendir ki bir gerçek payı ve tarihsel bir nitelik taşılar. İzlerine destanlarda olduğu kadar tarihçilerin ve coğrafyacıların eserlerinde rastlamamız bunu kanıtlar. Amazon’lar bu gerçeğin en belirgin örneğidir. Anadolu yıllarca anaerkil bir toplum düzeni içinde yaşamış ve bu düzenin simgesi olan Ana Tanrıça’ya değişik adlarla tapınmıştır. Amazon’lar işte bu düzenin kalıntılarıdır, ataerkil özellikte ve nitelikte olan Yunan Mythos’unu bu kadar etkilemiş olması da bu yüzdendir.
Amazon’lardan bahseden en eski kaynak Homeros’tur. “Erkek gibi Amazon’lar” der ve Bellerophontes’in onları yendiğini belirtir. Troya önündeki bir tepede mezarı bulunan Myrrhine ise tanrılaşmış bir kahraman benzer.
Efsaneye göre Amazonlar savaş tanrısı Ares ile Harmonia’nın (yada Aphrodite’nin) kızlarıdır. Savaşçı karakterleri böylece kaynaklarda belli olan bu kadınlar ok ve yaydan başka bir de “labrys denilen iki ağızlı bir baltayı silah olarak kullanırlardı. Bu baltaya hem Girit’te hem de Hitit kabartmalarında rastlanır.Amazon’ların at üstünde savaşmaları,atı yalnızca arabaya koşan ilk Yunanlıları etkilemiş olsa gerek.
Amazon adının kökeni de a-mazon yani memesiz olarak açıklanır. Bu adın nedeni ok atarken yayı göğüslerine rahatça dayayabilmek için bir memelerini kesip yerini dağlamalarıymış.
Başlarında hiçbir erkek bulunmayan bu topluluğu bir kraliçe yönetirdi. Erkekler hizmetçi ve köle olarak yanlarında bulunur. Sadece çocuk doğurmak için cinsel ilişkiye girerler, doğan erkek çocukları öldürerek, sadece kız çocukları yetiştirerek büyütürler.
Yurtları hakkındaki bilgiler de birbirini tutmaz. Çoğu efsanede Karadeniz’de Thermodon (Terme) çayının kıyısında Themiskyra şehrini kurmuşlar ve orada yaşadıklarından bahsedilir. Bu şehir günümüzde Ordu-Fatsa arasında olmalıdır. Argonaut’lar Kolkhis’e varmadan onlarla karşılaşırlar. Başka kaynaklar da onların Kafkas dağları eteklerinde, Trakya’da yada Tuna Nehri ağzında yaşadıklarını söyler. Anadolu’da pek çok bölgede adlarının geçmesi kafaları karıştırmaktadır.
7 Aralık 2010 Salı
AMALTHEIA
Jugend des Zeus; Jacop Jordaens
Birçok efsanelere göre, Amaltheia; Rheia'nın çocuklarını doğar doğmaz yutan Kronos'tan, Zeus'u kurtarıp Girit'e kaçırdığında, Zeus'a dadılık eden Nympa'nın adıdır. Amaltheia çocuğu bir mağaraya götürmüş ve keçi sütüyle beslemiştir. Bu keçi Helios'tan doğan korkunç bir yaratıkmış, Titanlar ondan öyle korkarlarmış ki Gaia onu Girit mağaralarına saklamak zorunda kalmış. Zeus sonradan bu keçinin postu ile Aigis kalkanını yapmış. Başka bir geleneğe göre Amaltheia bu keçinin adıdır.
Zeus bebekken de güçlüymüş, o kadar ki sütannesi olan keçinin bir boynuzunu kırmış ve kendisine bakan Nympha'ya verip içini dilekdikleri gibi doldurabileceklerini söylemiş. Böylece "Bolluk Boynuzu" olmuş.
2 Aralık 2010 Perşembe
ALTHAIA
Althaea illüstrasyonu, Johann Wilhelm Baur
Kalydon Kralı Oineus'un karısı, Meleagros ve Deianeira'nın anası. Oğlu Meleagros yedi günlük iken Kader tanrıçaları Althaia'ya gelmişler ve ocaktaki bir odunu göstererek, bu odun yanıp kül olunca, Meleagros da ölecek demişler. Bunu duyan Althaia ocağı hemen söndürmüş ve o odunu alıp bir sandığa saklamış. Ne var ki Meleagros Kalydon avı sırasında Althaia'nın kardeşleri olan dayılarını öldürmüş. Anası da öfkeye kapılarak sakladığı odunu almış ve yanan ateşe atmış. Odun tutuşup kül olmuş ve Meleagros da o saat ölmüş. Althaia yaptığına piman olmuş ve canına kıymış.
10 Kasım 2010 Çarşamba
ALPOS
Thyrsos
Sicilya'da yaşayan korkunç bir dev. Yolcuları pusuya düşürür, kayalar altında ezer, sonra da yermiş. Bu devi Tanrı Dionysos öldürmüş. Thrysos değneğini boynuna atınca dev çarpılıp denize düşmüş.
8 Kasım 2010 Pazartesi
ALPHESIBOIA
Dionysos, Caravaggio
Dionysos'un tutkun olduğu Asya'lı nympha (peri). Dionysos onu elde etmek için binbir çare düşünmüş sonunda bir kaplan olup kızı kovalamaya başlamış. Koşa koşa bir ırmağın kenarına gelmişler. Irmağı geçemeyeceği için kız kaderine razı olmuş ve Dionysos ile birlikte olmuş. Gebe kalan nympha Medos adında bir erkek çocuğu dünyaya getirmiş. Medos, Medlerin (persler) soyunu başlatmış. Irmağa da kaplan anlamına gelen Tigris (Dicle) adı verilmiş.
2 Kasım 2010 Salı
ALOEUS OĞULLARI: OTOS ve EPHIALTES
Gustave Dore'un illüstrasyonu
Aloeus’un karısı Iphimedeia, Poseidon’a aşıkmış. Hergün deniz kıyısına gidermiş. Sonunda Poseidon onunla birlikte olmuş. İki oğlu olmuş; Otos ve Ephialtes. Ölümlü babaları Aloeus olduğu için Aloeusoğulları deniyormuş. İkisi de devmiş. Her yıl bir karış enine bir karış boyuna giderlermiş. Dokuz yaşına geldiklerinde tanrılara savaş açmaya karar vermişler. Bunun içinde Ossa dağını Olympos’un üzerine bindirip tepesine de Pelion dağını oturtarak göğe tırmanacaklarını, denizleri toprakla örtüp kurutacaklarını ve deniz ile karanın yerini değiştireceklerini bildirmişler. Üstelik aşık oldukları Hera ile Artemis’i de kaçıracaklarmış. Ares’i bir küpe kapatmışlar. Ares bitkin düşmüş bu savaştan. Sonunda Zeus devlerin cezasını vermiş ve cezalarını Hades’te çekmeye başlamışlar. Yılanlarla bir sütuna bağlı olarak bir baykuşun sürekli uluyarak ötmesini dinlemek zorundadırlar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





