7 Aralık 2012 Cuma

ARISTAIOS


Teselya'lı ırmak tanrısı Peneus'un torunu olan Kyrene adlı nympha'yı tanrı Apollon görmüş ve sevmiş. Onu alıp Libya'ya kaçırmış ve orada Aristaios adlı bir çocukları olmuş. Çocuğu kırlarda at adam Kherion ve nymphalar büyütmüş. Aristiaos tarım ve hayvancılık ile ilgili bilgilerin hepsini öğrenmiş, zeytincilik, hayvancılık ve özellikle arıcılıkta ondan üstünü yokmuş. 

Aristaios sonradan Kadmos'un kızı Autonoe ile evlenir ve Aktaoin adlı bir oğlu olur. Aktaoin babası gibi dağda yetişir ve usta bir avcı olur. 

Vergilius'un Georgica'sında bir efsanesi şöyle anlatılır: " Dağ ve su perilerini kovalamaktan hoşlanan Aristaios günün birinde ozan Orpheus'un karısı Eurydike'nin peşine düşer. Kaçarken Eurydike'nin ayağını yılan sokar ve ölür. Tanrılar Aristaios'u cezalandırmak için arı kovanlarına salgın verirler. Arıların hepsi ölür ve Aristaios annesine dert yanar. Kyrene oğluna deniz ihtiyarı diye anılan kahin Proteus'a başvurmasını istemiş. Aristaios da Odysseia'da Menelaos'un yaptığı gibi gidip Mısır'da fok balıkları arasında yaşayan Proteus'u bulur. Dört boğa ve dört düve kurban ederse derdine çare bulacağını öğrenir. Aristaios kahinin dediğini yapar, kestiği kurbanları dokuz sonra yoklayınca leşlerinden binlerce arının çıktığını görür ve bağışlandığını anlar. 

11 Temmuz 2012 Çarşamba

ARION



Herodotos'un anlattığı masallar arasında Arion'un masalı kadar sevimlisi yoktur. Hem tarihçi onu bir masal diye değil, gerçekten olmuş şaşılacak bir olay diye anlatır: Şairler anası Lesbos'ta Arion adında bir ozan yaşarmış. Dili öyle tatlı, çalgısı öyle dokunaklı ki ünü Midilli'den çok ötelere yayılmış. Günün birinde adası dar gelmiş Arion'a dünya göreyim deyip Korinthos'a gitmiş. Ora halkını da büyülemiş, üstelik Korinthos'un yöneticisi Periandros'u da dost edinmiş kendisine. "Gitar çalmakta eşi yoktur duyduğuma göre de dithyrambosu söyleyen ilk kişidir" der Herodotos. Dithyrambos, tanrı Dionyssos'a bir övgüdür, bu tür tragedyanın kaynağı sayılır. Arion onu ilk söyleyen ise tragedyanın babası odur demektir.

Arion sanatıyla yalnız ün değil çok para da kazanmış, İtalya'yı, Sicilya'yı gezmek hevesine kapılmış. Orada da bir süre kalıp servetler  topladıktan sonra, dost Periandros'un yanına dönecek olmuş. Tarano'dan gemiye binmiş, yolculuk için Korinthos'lu bir geminin tayfasıyla pazarlığa girişmiş. Çünkü en çok bu şehir adamlarına güvenirmiş. Ne var ki denize açılınca gemiciler onu suya atıp paralarının üstüne oturmayı kurmuşlar. Arion fiskoslarını duymuş ve varımı yoğumu alın bana hayatımı bağışlayın diye yalvarmış. Bir gece önce düşünde Apollon'u görmüş Arion, tanrıya güvenmiş ve bakmış gemicilerden kurtuluş yok en güzel elbiselerini giymiş ve son bir kez güvertede saz çalmayı dilemiş. Sonra da denize atacakmış kendini. Öyle güzel çalmış, öyle dokunaklı söylemiş ki Apollon'un kutsal hayvanları yunus balıkları belirmiş çevrede: toplanmış, dinliyorlarmış ozanı. Arion ezgisini bitirince denize atlamış, hemen yunus balığının biri onu sırtına almış ve Yunanistan'a kadar götürmüş. Hain gemiciler Korinthos'a varınca Periandros şaire ne olduğunu sormuş, denize düşüp boğulduğunu söylemişler. O sıra Arion birden bire çıkmış. Periandros gemiciler çarmıha gerdirmiş. Tanrı Apollon Arion'un sazıyla üstünde yolculuk ettiği yunusu gökte burca dönüştürmüş. 


25 Haziran 2012 Pazartesi

ARIADNE




Bacchus and Ariadne - Titian 


Minos ile Pasiphae'nin kızı. Theseus Girit'e Minotauros'la çarpışmaya geldiğinde Ariadne yiğidi görmüş ve görür görmez ona tutulmuştu. Minotauros'un bulunduğu bin bir dehlizli Labyrinthos mağarasında kaybolmaması için eline bir yumak iplik vermişti. Theseus da karışık ve karanlık dehlizde ilerledikçe yumağı açıp ipliği yere bırakıyormuş. Canavarı öldürdükten sonra çıkış yolunu ona bu iplik göstermiş. Sonra da Ariadne'yi kaçırıp Naksos adasına varmışlar. Ama Theseus kızı o adada bırakıp gitmiş, bir gece kız uyurken gizlice kaçmış. Ariadne uyanıp bakmış ki adada yalnız ama üzilmeye vakit kalmadan Dionyssos gelmiş kızın güzelliğine vurulup onu alıp Olympos'a götürmüş.Düğün hediyesi olarak Ariadne'ye Hephaistos'un yaptığı altın bir taç vermiş sonra da taç gökte bir yıldız olmuş.

1 Haziran 2012 Cuma

ARGOS



1) Zeus ile Niobe'nin oğlu. Niobe Zeus'un sevdiği ilk ölümlü kadındır. Argos'a Zeus Peloponnes Krallığını vermiş, bu yüzden de Argos denmiş bu yarımadaya. Sonraları Argos İlyada destanında Yunanistan'dan gelip Troya'ya saldıranların tümünün yurdu olarak gösterilir. Argos'lu ise Akha'ların hepsine verilen genel bir sıfattır. 



2) Argonaut'ların gemisi Argo'yu (Argos=hızlı) yapan ve ona adını veren usta. 


3) Homeros destanlarında tanrı Hermes "Argos'u öldüren" "Aegeiphontes" ek adıyla anılır. Tartışmalı yorumlara yol açan bu sıfatın anlamının kökeni üzerine bir efsane anlatılır. Hermes'in öldürdüğü Argos yüz gözlü bir devdir. Başka anlatıma göre Argos'un yüz değil de ikisi arkada ikisi önde olmak üzere 4 gözü varmış. Üstün bir gücü olan bu dev Arkadya bölgesini yabani bir boğadan kurtarmış. Tartaros'la Gaia'dan doğma Ekhidna canavarını öldürmüş. Sonra da Zeus'un inek biçimine soktuğu sevgilisi Io'nun başına Hera tarafından bekçi olarak dikilmiş. Argos gündüz gece Io'yu gözler dururmuş. Uyurken bile gözlerinin bir kısmı hep açık kalır, gözler dururmuş. Zeus Hermes'e Io'yu kurtarmayı buyurmuş ve Hermes de Argos'u öldürmeyi başarmış. Buna üzülen Hera çok sevdiği tavus kuşunun kuyruğuna Argos'un gözlerini yerleştirmiş. 

17 Mayıs 2012 Perşembe

ARGONAUT'LAR (Argo Gemicileri)





İlkçağın büyük destansal öykülerinden biri olan Argonaut'lar serüvenini bize tüm olarak Rodoslu Apollonios anlatmıştır. İ.Ö. III. yüzyılda yaşayan Apollonios ünlü bir mythos yazarıdır. Bu konuyu kendisinden sonra Apollodoros ve önce de Pindaros işlemiştir. Medeia ile Iason efsaneleri ise tragedya yazarlarına ve özellikle Euripides'le Seneca'ya konu olmuştur. Bu uzun öyküyü ana başlıklar altında anlatalım:

ARGO GEMİSİ: Adı "hızlı" anlamına gelen Argo gemisi Karadeniz'in Kolkhis ülkesine Altın Postu aramaya giden kahramanlar için yapılmış elli beş kürekli bir gemidir. Onu yapan ustanın adı Argos'tur.

ARGONAUT'LAR KİMDİR? Sefere katılanlar Troya efsanesi kahramanlarından önceki kuşaktan kişilerdir. Mythos yazarlarının verdikleri isimler genelde birbirini tutmaz ancak en ünlü kahramanlar şunlar: Iason, gemi ustası Argos, dümenci Tiphys, ozan Orpheus, Idmon, Amphiaraos ve Mopsos adlı biliciler, Boreas'ın oğulları Kalais ve Zetes, Kastos ile Polydeukes, Pelus ile Telamon, Meleagros, Herakles ve daha başkaları.


ALTIN POST: Altın post bir zamanlar Athamas'ın çocukları Phriksos ile Helle'yi sırtına alıp Yunanistan'dan Karadeniz'deki Kolkhis ülkesine kaçıran kanatlı koçun pöstekesidir.  Helle Çanakkale Boğazını (Hellespontos) geçerken denize düşmüş sonra Phriksos tek başına Kolkhis'e varır ve kendisine iyi davranan Aietes'e Zeus'a kurban ettiği koçun postunu verir. Aietes de bu eşsiz postu tanrı Ares'e adanmış bir korulukta saklar. 

SEFERİN NEDENİ: Iolkos kralı Aison tahtını üvey kardeşi Pelias'a kaptırmıştı. Aison'un oğul Iason delikanlılık çağına gelince Pelias'ın karşısına çıkıp tahtı geri ister. Pelias da ondan kurtulmak için önce Kolkhis'e gidip Phriksos'un orada bıraktığı Altın Postu getirmesini buyurur. Iason bu sefere çıkmak zorunda kalır, Yunanistan'da ne kadar gözü pek yiğit varsa hepsini toplar ve Phriksos'un oğlu ünlü usta Argos'a bir gemi yaptırdıktan, bu işte tanrıça Athena'dan bir yardım gördükten sonra yola çıkar.

YOLCULUK: Argo gemisi Teselya'daki bir limandan denize indirildi. Tanrı Apollon'a yapılan kurbanlar bilici İdmon tarafından iyiye yorumlandı. İdmon'un kendisinden başka tüm yolcular geri dönecekti. 

LEMNOS ADASI: Birinci durak Lemnos adasıydı. Adanın kadınları kocalarını öldürmüşlerdi. Adada erkek olmadığı için Lemnos kadınları Argonaut'ları iyi karşıladılar ve onlardan çocuk sahibi oldular. 


SEMENDİREK, KYZİKOS: Çanakkale Boğazında'na girmeden Samonthrake (Semendirek) adasına vardılar ve ozan Orpheus'un öğüdüne uyarak adadaki gizemlere erdirildiler. Oradan Marmara Denizi'ne girdiler. Burada Kyzikos kralı Kyzikos'u Delion'lar yanlışlıkla öldürdüler. 


MYSIA'DA HYLAS'IN KAYBOLMASI: Mysia kıyılarına vardıklarında Herakles ormana kırılmış olan küreğini yenilemek için gider, yanına çok sevdiği Hylas adında genç de vardır. Delikanlıyı tatlı su aramaya göndermişlerdi. Geri gelmeyince Herakles onu aramaya gider. Şafak sökerken hala dönmeyen Herakles ve Hylas'ı orada bırakmak zorunda kalarak gemi yoluna devam etti. 


AMYKOS, PHINEUS: Khalkedon'a (Kadıköy) yerleşmiş dev Amykos'u Polydeukes'in yenmesi üzerine yelken açan Argo gemisini fırtına boğazlardan uzaklara Trakya kıyılarına atar. Orada Poseidon'un oğlu kör kral Phineus'a rastlarlar. Bu kral Harpya'lar belasına uğramış. Kanatlı kadın yüzlü canavarlar olan Harpya'ları rüzgar tanrı Boreas'ın oğulları Kalais ve Zetes yener ve kovarlar. Bu iyiliğe karşılık Phineus Argonaut'lara ilerde karşılarına çıkacak tehlikeleri nasıl atlatabileceklerini anlatır.


ÇARPIŞAN KAYALAR: Karadeniz'e çıkmadan Symplegad'lar yani çarpışan kayalardan geçmeleri gerektiğini söyler Phineus. Mavi kayalar diye de tanımlanan bu kayalardan bir gemi geçti mi yerlerinden oynar ve birleşerek kapanır, aralarında ne varsa paramparça olurmuş. Phineus Argonaut'lara şöyle bir denemede bulunmalarını salık verir: Bir güvercin uçursunlar kayaların arasından, güvercin geçebilirse kendileri de geçmeye kalkışsınlar yoksa vazgeçip gerisin geri Yunanistan'a dönsünler. Güvercin kuyruğundan bir kaç tüyünü yitirerek karşı yöne geçer arkasından Argo gemisi Symplegad'ların arasından geçer kuş gibi pupası biraz zedelenir. Bundan sonra Çarpışan Kayaların çarpışmaktan vazgeçtikleri ve yerlerine mıhlandıkları anlatılır. 


AMAZONLAR VE KOLKHIS'E VARIŞ: İlk durak Maryandyn'lerin ülkesidir. Kral Lykos onları iyi karşılar ama bir yaban domuzu avında bilici İdmon ve dümenci Tiphys ölürler. Argonaut'lar daha öteye kadar gidip Amazonlar ülkesine çıkarlar. Daha sonra Kafkas dağlarının göründüğü kıyılara kadar ilerlerler ve Kolkhis ülkesine varırlar. 




MEDEIA; ALTIN POSTUN ALINMASI: Argonaut'lar Altın Post'u geri istemek için kral Aietes'in karşısına çıktıklarında kralın kızı Medeia Iason'u görür ve büyük bir aşkla ona tutulur. Güçlü bir büyücü olan Medeia bundan böyle Argonaut'ların  ve Iason'un tüm işlerini eline alır ve dileğince yönetir. Kral Aietes görünüşte Altın Post'u vermeye razıdır, ama bir ejderi öldürmesini, ateş püskürten tunç ayaklı iki boğayı boyunduruğa koşup öldürülen ejderin dişlerini ekmesini şart koşar. Iason ister istemez bu koşullara evet der. Medeia araya girer, Iason'a kendisini eş olarak almaya söz verirse yardım edeceğini bildirir. Sonra yiğide büyülü bir merhem hazırlar. Bedene sürüldü mü bu merhem deriyi silah geçmez hale sokar, bir gün boyunca ne yaralanır ne de ölür. Ejderin dişlerini toprağa ektikten sonra silahlı adamlar biteceğini aralarına bir taş atarsa bunların kavgaya tutuşup birbirlerini öldüreceğini de söyler. Medeia'nın dediği gibi de olur, Iason bu görevi başarır ancak Aites postu vermek istemez. Argo gemisini yakmaya ve gemicileri öldürmeye kalkar ama Medeia daha hızlı davranarak Iason ile el ele vererek Altın Postu alarak gemiye binip kaçmışlardır. Ertesi gün şafak sökmeden yola çıkar Argo. Medeia babasının kendilerine yetişip yakalamaması için korkunç bir çare bulur. Kardeşi Apsyrtos'u kesip doğradı ve parçalarını yol boyunca serperek uzaklaştılar. Babası ve adamları Apsyrtos'un parçalarını toplamak ile vakit kaybederek Argo'ya yetişemediler.


DÖNÜŞ YOLCULUĞU: Destanın bu bölümü de karışıktır. Bir anlatıma göre Argo Karadeniz'de Istros (Tuna) ırmağının ağzına varır ve ırmak yoluyla Adriatik denizine çıkar. Ama Zeus'un öfkesine uğrayıp fırtınaya tutulurlar. Medeia'nın halası büyücü Kirke'yi bulmaya giderler. Kirke Medeia'yı kardeşini öldürme suçundan arındırır ama Iason'u ağırlamak istemez. 


YUNANİSTAN'A VARIŞ: Iason Altın Post'u amcası Pelias'a vermek üzere Iolkos'a döner. Babası Aison'un öldüğü haberini alır ve amcasının da tahtı geri vermeye yanaşmadığını görür. Burada Medeia tüyler ürpertici bir oyun hazırlar. Pelias'ın kızlarıyla arkadaşlık kurar, yaşlanmakta olan babalarını gençleştirmenin çaresini kendilerine öğreteceğini söyler ve örnek olarak yaşlı bir koç alarak keser büyülü otlar kaynatılan bir kazan içine atar ve körpe bir kuzu çıkar içinden. Pelias'ın kızları bu oyuna inanarak babalarını öldürürler ve kazana atarlar fakat dirilmediğini görünce çılgına dönerler ve yurttan sürülürler.


MEDEIA'NIN SONU: Iason ile Medeia bu suçu işledikten sonra Pelias'ın oğulları tarafından Iolkkos'tan kovulurlar. Korinthos kralı Kreon onları iyi karşılar ama bir süre sarayında alı koyduktan sonra Medeia'yı uzaklaştırmanın çarelerini arar. Iasonda korkunç karısından bıkmışa benzer, Kreon'un kızı Kreusa ile evlenmek üzere Medeia'yı boşamaya ve Kolkhis'e geri göndermeye kalkar. O sırada büyücü kadın ömrünün en korkunç suçunu işler. Kreusa'ya güya düğün hediyesi olarak bir elbise gönderir, kız onu giyer giymez yanmaya başlar bu işler olup biterken Iason'dan olan iki oğlunu boğar ve babalarına ölülerini gösterir. Bundan sonra atası Helios'un kendisine gönderdiği araba ile Atina'ya uçar. Orada Aigeus'a kendisi ile evlenirse kendisine çocuk vereceğini söyler ve Theseus'u öldürmeye çalışır. Atina'dan da sürülür. Kolkhis'e döndüğü ve türlü suçlardan sonra babası ile barıştığına dair bazı efsanelerde anlatılır. 

8 Mayıs 2012 Salı

ARGES

Uranos ve Gaia


Uranos (Gök) ile Gaia'nın (Toprak) birleşmesinden doğan tek gözlü devlerden biridir. Adı "ışık saçan" anlamına gelen Arges, Zeus'a yıldırım armağan eden Kyklops'tur. 

26 Nisan 2012 Perşembe

ARETHUSA



Artemis'in çevresindeki avcı kızlardan Arethusa günün birinde av yorgunluğunu gidermek için ırmağa girmiş yıkanıyormuş. Yüzerken birden ırmaktan yükselen bir erkek sesi duymuş. Kıza tutulan ırmak tanrı Alpheios'un sesiymiş bu. Kız sudan dışarı fırlayıp olduğu gibi koşmaya başlamış. O koşmuş ırmak kovalamış, sonunda gücü tükenen Arethusa Artemis'e yakarmış onu kurtarsın diye tanrıça önce onu bir buluda sarmış, sonra kaynağa dönüştürmüş. Ama Alpheios gelip sularına karışmasın diye Arethusa yeraltına dalmış ve ancak Sicilya'da Ortyga adasında yeryüzüne çıkmış. 

13 Nisan 2012 Cuma

ARES



Jacques-Louis David, The Combat of Ares and Athena1771

Savaş tanrısı Ares'in Roma mitolojisindeki karşılığı Mars'tır. Roma Devleti bu tanrıya ne kadar değer vermiş, saygı göstermişse, Yunanlılar onu o kadar hor görmüş ve aşağılamıştır. Hele Homer destanlarında kaba kuvveti simgeleyen Ares'e takılmadık korkunç sıfat kalmamıştır. Azgın, deli, uğursuz olarak nitelendirilen Ares insanların baş belası, elleri kanlı, kaleler yıkan olumsuz bir varlıktır. Doğuşunu üç dizede anlatan Hesiodos bir daha pek söz etmez bu tanrıdan:

Hera görkemli son eşi oldu Zeus'un
Sevişti tanrıların ve insanların kralıyla
Hebe'yi, Ares'i ve Eileithya'yı doğurdu Hera


Ares'in annesi Hera ile herhangi bir ilişkisine  rastlanmaz destanlarda hele babası Zeus büsbütün hoşlanmaz. Troya savaşından Athena'nın yardımıyla Diomedes karnından yaralar Ares'i. Ares Zeus'un yanına sığınır ve ağlar. Zeus ise oldukça sert bir biçimde karşılık verir. (İlyada V, 889)

Asıl çekişmesi Athena iledir çünkü Athena aklın yönettiği savaşı, Ares ise akılsızca, körü körüne çarpışmayı simgeler. 

Ares ile Aphrodite birleşmesinden Phobos (bozgun), Deimos (korku), ve bir de Harmonia doğar. Phobos ve Dei mos babalarının yanından ayrılmaz onlara zaman zaman kızı Enyo, ve Eris'de (kavga) katılır.  

16 Aralık 2011 Cuma

Arakhne


Arakhne Lydia'lı bir kızmış, babası İdmon Kolophon kentinde kumaş boyacılığı yaparmış, kızı da nakış yapmada, kilim dokumada öylesine usta, öylesine becerikliymiş ki, yokmuş onun üstüne bütün bölgede. Dağdan, ormandan periler gelir şaşakalırlarmış yaptığı işlere. Arakhne ölümlülere elişlerinin hepsini öğretmiş olan tanrıça Athena ile gergefte boy ölçüşebileceğini ileri sürer dururmuş. Tanrıça buna kızmış, kocakarı kılığında Arakhne'nin karşısına çıkmış. Öğütler vermiş, daha alçak gönüllü olmasını, tanrılarla boy ölçüşmekten sakınmasını salık vermiş. Ama Arakhne oralı olmamış, Athena gelsin isterse nakışta yarışalım demiş. Tanrıça o zaman kim olduğunu açıklamış ve başlamışlar yarışa. Athena Olympos'un on iki tanrısını işlemiş nakışına, Arakhne ise tanrıların pek şanlı olmayan serüvenlerini. İşleri bitince Athena bakmış ki kızın nakışı kusursuz, kendikinden aşağı kalmıyor, geçiyor bile. Derken büyük bir öfkeye kapılıp kırmış Arakhne'nin gergefini, yırtmış nakışını, Lydia'lı kız üzüntüsünden kendini asmış. Ama tanrıça hamarat sanatçıyı bir örümcek kılığına sokmuş, sonsuza dek duvar köşelerinde ağ örsün diye.

7 Aralık 2011 Çarşamba

APOLLON

Apollon Belvedere

Apollon adının Yunanca olmadığı açıktır. Bazı dil bilimciler Yunanca apello (kötüğü defetmek) fiilinden geldiğini iddia etselerde tartışmalıdır. Yunanlılar bile tanrıya bir ek ad koyarak açıklama gereği duymuşlardır. Phoibos parlak, ışık saçan demektir. Bu adın ayrıca tanrının büyük annesi olarak gösterilen dişi Titian Phoibe ile de ilişkilidir. Ancak her ne kadar ışık ve güneş anlamında bir isim ile nitelendirilse de Apollon hiç bir zaman güneş tanrısı Helios ile ilişkilendirilmemiştir.

Apollon'ın Lykia bölgesi ile özdeşleştirilmiştir. İlyada'da Lykegenes lakabı Lykia'lı olarak çevrilmiştir. Homeros destanlarında Lykia sıkı sıkıya bağlı bir tanrıdır ve Anadolulu bir tanrıdır.

DOĞUMU: İlyada''nın ilk dizelerinde şöyle anlatılır "Leto ile Zeus'un oğlu" " Güzel saçlı Leto'nun doğurduğu". Apollon Titan kızı Leto ile Zeus'un birleşmesinden kız kardeşi Artemis ile doğmuştur. Doğumu ile ilgili bilinen en önemli efsane Lykia'da geçen efsanedir. Leto hamile kalınca Hera'nın gazabından korunmak için doğum yapacağı yer arar. Ancak kimse ona yardım etmez çünkü onlar da Hera'nın hışmından korkarlar. Yürüye yürüye  Lykia kıyılarına gelir ve Patara yakınlarında (Letoon tapınak kenti bu efsaneden yola çıkarak kurulmuştur kentte Leto, Artemis ve Apollon için yapılmış tapınaklar vardır) doğum yapar.

NİTELİKLERİ VE EFSANELERİ: Apollon İlyada'da okçu tanrı olarak geçer, okçu olması onun doğa ile olan ilişkisini pekiştirir. Kız kardeşi Artemis ile paylaştığı bir yetenek vardır. Onların oku ile ölenler ansızın tatlı bir ölüme kavuşurlar. Apollon'un sanat ve müzik yeteneği üzerine de pek çok efsanesi vardır. Musa'ların yöneticisidir. Ölümsüzlerle ve tanrılarla giriştiği yarışmalar pek çok efsaneye konu olmuştur (Hermes, Pan, Marsyas).

Işık tanrının aşkları da önemli bir yol oynar efsanelerde. (Darphne, Kassandra, Marpessa, Hyakinthos)

Delphoi kentidir

Apollon ayrıca ön görü yeteneğine sahiptir bu nedenle Anadolu'da Yunanistan'da pek çok bilicilik merkezi vardır. En ünlüleri Delphoi kentidir.


29 Temmuz 2011 Cuma

APHRODITE

Botticelli, Venüs'ün Doğuşu


Doğuşu: Aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite'nin doğuşu üzerine iki ayrı kaynağımız vardır. Biri Hesiodos, diğeri Homeros. Hesiodos Thegonia'da bu tanrıçanın denizin köpüklü dalgalarından doğduğunu anlatır. (Yunanca Aphros Köpük demektir) Uronos Gaia'dan doğan çocuklarını doğar doğmaz toprağın bağrına soktuğu için toprak ana şişmekte ve korkunç sancılar çekmektedir. Bu yüzden oğlu Kronos'a  bir tırpan verir ve Kronos'da babasının hayalarını bu tırpan ile keser ve denize atar. Denize dökülen spremlerden Aphrodite doğar. Tanrıçanın Kıbrıs kıyılarında doğduğuna inanılır. 

Homeros'a göre Aphrodite Zeus ile Okeanos'un kızı Dione'den doğmadır.

Kişiliği: Altın Aphrodite der Homeros bu tanrıçaya, daha başka sıfatlarla niteler onu şairler. Bu güzeller güzeli tanrıça işveli, cilveli ve gönül alıcıdır. Homeros bunun sırrını tanrıçanın ak köpüklerden olma bedeninde taşıdığı bir büyülü memelikte görür. Zeus'un aklını çelmeyi isteyen Hera ödünç ister bu memeliği.

Sevgiyi, sevişmeyi simgeleyen bu tanrıça bu büyüyü kendi kendine değil çevresini saran başka tanrısal varlıkların aracılığıyla gerçekleştirir. Eros bazı efsanelere göre onun oğludur, ama Thegonia'da Eros Aphrodite'den çok önce doğmuş evrensel bir güçtür, sonradan katılır Aphrodite'nin alayına.

Güzelliği, zerafeti ve bereketi simgeleyen Kharit'ler, Hora'lar ve düğün alaylarının başında giden Hymenasios da Aphrodite'nin çevresindeki tanrılardır. Ne var ki tanrıçasının kişiliği biraz belirsiz olarak canlandırılmaktadır. Ares ile birlikteliğinden Phobos (bozgun), Deimos (Korku) ve Harmonia doğar. Ahenk anlamına gelen Harmonia'nın yanında bozgun ve korku Aphrodite'in kişiliğindeki olumlu ve olumsuz yanları gösterir.

Efsaneleri: Kişiliği ile tanrılar arasında önemli bir yer tutan Aphrodite'nin efsaneleri azdır. Aphrodite topal tanrı Hephaistos ile evlidir, nasıl ve nedeni belli değildir. Ama şairler onun çirkin kocasını aldatmasını ballandıra ballandıra anlatırlar. Bu öykülerin başında Homeros'un Odysseia'sındaki serüven gelir. Bu serüveni kör ozan Demodokos anlatır. Ares ile Aphrodite'nin seviştiklerini güneş tanrısı Helios görür ve Hephaistos'a haber verir. Demirci tanrı Hephaistos da kırılmaz bir büyülü ağ örer ve yatağın altına yerleştirir. Hephaistos onlara fırsat yaratmak için Lemnos adasına gittiğini söyler. İki sevgili sevişince bu ağın içinde hapis kalırlar. Onları yakalayan Hephaistos acı acı bağırır diğer tanrılar ise kahkalarına hakim olamazlar.

Aphrodite'nin başka sevgilileri de olur. Bunlardan biri Adonis, öbürü Troya kral soyundan Aineias'ın babası Ankhises'tir.

Aphrodite'nin öfkeleri ve öç almaları korkunçtur: Şafak tanırçası Eos'a, Phaidra ve Pasiphae'ya belalı aşklar esinler, kendilerine yeterince tapmayan Lemnos kadınlarına ceza olarak kocalarının bile dayanamadığı koku verir, Kinyras'ın kızlarını kendilerini yabancıya satmaya zorlar. Üç güzeller yarışmasında oynadığı rol ve Paris ile Helena'nın başına getirdiği belalar dillere destan olur. Eros ve Psykhe efsanesinde adı geçer. Kişiliği Helenistik çağdan sonra Rönesans sanatına da bitmez tükenmez bir konu olmuştur.

Kuşlardan güvercin ve serçe, çiçeklerden gül ve mersin tanrıçaya adanmıştır.

Antik çağın ünlü Knidos Afroditi
 heykelinin Rönesans dönemi kopyası



21 Temmuz 2011 Perşembe

ANTINOOS

Odysseus'un talipleri öldürmesi


Eupeithes'in oğlu Antinoos şımarık, tembel, gözü doymaz, Odysseus'un malını mülkünü vur patlasın çal oynasın tüketmeye kararlı taliplerin başta geleni. En küstah,  en terbiyesiz ve en ahlaksız olanı. Saldırgandır ve yüksekten atarak konuşur, ona buna çatar, asıl çekemediği amaçlarına ulaşmasını engelleyen Telemakhos'tur. Ona karşı kurulan kumpasların, pusuların fikir babası hep Antinoos'tur. Odysseus dilenci kılığında geldiğinde galiz küfürlerle onu kovan, başına ilk tokmağı atan odur. Antinoos'un bu davranışları diğer talipler arasında da tepki çeker.

Ölüm okunu Odysseus ilk Antinoos'a yöneltir ve sırayla tüm talipleri öldürür. Herşey olup bittikten sonra İthakalı'ları ayaklandırmaya çalışıp, öç almak için onları kışkırtandan da Antinoons'un babası Eupeithes'tir. Ne var ki karşılarına tanrıça Athena çıkınca korku ile kaçışırlar.

15 Temmuz 2011 Cuma

ANTIKLOS

Kırmızı figürlü Attik Amphora üzerinde Antiklos

Nestor'un oğullarından biri. Troya savaşına katılır ve çevikliği, yiğitliğiyle dikkat çeker. Akhilleus ve Patroklos'un yakın arkadaşıdır. Patroklos ölünce bu üzücü haberi Akhilleus'a verme görevini üstüne alır. Sonuna kadar savaşır İlyada'da ancak Odysseia'da şafak tanrıçası Eos'un oğlu Memnon'un eliyle öldürüldüğünü öğreniriz. 

13 Temmuz 2011 Çarşamba

ANTIKLEIA


PINTURICCHIO, The Return of Odysseus, 1509


İthaka kralı Laertes'in karısı, Odysseus'un anası. İnsanların en kurnazı Autolykos'un kızıdır. Autolykos Sisyphos'un sürülerini çalmış, Sisyphos da bu yüzden gelmiş Autolkylos'un sarayına yerleşmiş. Bir söylenceye göre bu sırada Antikleia onunla ilişki kurmuş sonra Laertes ile evlenmiş. Odysseus'u Sisyphos'un oğul sayan efsaneler vardır.

Antikleia oğlu Troya seferini çıkıp da dönmeyince canına kıymıştır. Odysseia'da anlatılan (XI,85 vd.) ana oğulun buluşması destanın en acıklı en güzel bölümlerindendir:

Bir de baktım geçmiş, göçmüş anamın ruhu çıkageldi,
Ulu yürekli Autolykos'un kızı Antikleia'nın ruhu,
oysa kutsal İlyon'a giderken sağ bırakmıştım onu, görünce bir acıdım, bir ağladım...

Odysseus olanı biteni, neden Hades'e indiğini anlatır. Antikleia da İthaka'da olanları anlatır. Aralarında içli bir konuşma geçer. Sonunda Odysseus anasına sarılmak ister:

O böyle konuştu, benim gönlümse tek bir şey istiyordu:
Kucaklamak geçmiş, göçmüş anamın ruhunu,
Üç sefer atıldım üstüne, ah dedim anama bir sarılsam,
üç seferinde de bir gölge oldu, düş gibi,
yüreğimdeki keskin acı her seferinde büyüdü.

24 Haziran 2011 Cuma

ANTIGONE

Antigone,Frederic Leighton, 1882

Oidipus'un kendi annesi Iokaste'ten doğan kızı. Antigone tragedya kahramanlarını en cana yakını, hayat hikayesi bize en çok dokunandır.

Kahin Teiresias'ın açıklamalarından ne kadar büyük bir günah işlediğini öğrenen (bilmeden öz annesiyle evlenmiştir) Oidipus gözlerini kör eder ve yollara düşer. Yurdu da oğulları da ona lanet okur. Yalnız kızı Antigone ona yardım eder, elinden tutar. Kentten kente dilenerek babasıyla birlikte en son Kolonos'a varırlar. Orada halkı acındırmayı ve kral Theseus karşısında babasını savunmayı başarır. Böylece babası Oidipus'un bir sığınak bulmasını ve böylece öç perileri Erinys'lerden kurtularak rahat bir ölüme kavuşmasını sağlar.

Oidipus'un ölümünden sonra Antigone Thebai'ye döner. Kardeşleri Eteokles ve Polyneikes arasında taht yüzünden savaş çıkmıştır. İki kardeş savaşırken ölür. Kreon (Antigone'nin dayısı) Eteokles'in yurdunu savunurken ölen bir kahraman olarak gömülmesini, yurduna saldıran Polyneikes'in ise mezarsız kalararak onursuz bir şekilde kurda kuşa yem olmasını ve buna karşı gelenlerin de ölümle cezalandırılacağını bildirir. Sophokles'in muhteşem tragedyası Antigone bu konuyu işler. Antigone, Kreon'un bu isteğine karşı gelir. Kardeşini gömer ve bunun suç değil bir görev olduğunu söyleyerek baş kaldırır. Devletin baskısına karşı kişi özgürlüğünü savunan Antigone sonunda tam bir zafer kazanır. Gerçi Kreon onu kayalılara diri diri kapatır ama Kreon'un oğlu ve Antigone'in nişanlısı Haimon babasını sert sözlerle kınadıktan sonra onu kurtarmaya koşar. Ancak Antigone'nin kendini astığını görünce o da canına kıyar. Tüm bunlara anası Eurydike dayanamaz kendini öldürür. Devlet yasağında ve cezasında kayıtsız şartsız sertliği simgeleyen Kreon artık yıkılmış bir adamdır.

17 Haziran 2011 Cuma

ANTENOR


Troya'lı ihtiyar, Priamos'un arkadaşı ve danışmanı. Batı kapısında ihtiyarlar derneğinde bulunur ve Troya savaşından önce kaçırılan Helene'yi geri almak için elçi gönderen Odysseus'la Menelaos'u evinde nasıl ağırladığını anlatır. Antenor savaş sırasında işi tatlılıkla bağlamaktan, Helene'yi mallarıyla Akha'lara geri vermekten yanadır. Menelaos ile Paris arasındaki teke tek çarpışmaya yargıçlık eder. Troya düştükten sonra Antenor ve oğulları Akha'larca korunur. Söylentiye göre Antenor kapısına bir pars postu asmış ve böylece Akha'ları konuk eden bu aile korunmuştur.

Troya efsanelerinden sonra meydana gelen efsanelerde Antenor vatanını satan bir hain olarak görülür. Tahta atın şehre alınmasına, Palladion'un (Athena'nın sihirli nitelikler taşıyan heykeli) çalınmasına yardım ettiği söylenir. Sonra da Antenor Trakya yoluyla, oğullarıyla Kuzey İtalya'ya göçmüş ve Po vadisine yerleşmiş, Venet'ler boyunu  atası olarak gösterilir.  

17 Mayıs 2011 Salı

ANTEIA

Bellerophontes'in, Khimaira'yı Öldürmesi 

Homeros'un Anteia (İl.VI,164), tragedya yazarlarının Stheneboia diye adlandırdıkları bu kadın Lykia kralı İobates'in kızıdır. Kardeşi Akrisios tarafından Korinthos'tan sürülüp Lykia'ya sığınan Proitos'la evlidir. Anteia Tiryns'e gelen Bellerophontes'e tutulur ve ondan yüz görmeyince yıkımını kurar.

11 Mayıs 2011 Çarşamba

ANKHUROS


Phrygia kralı Midas'ın oğlu. Başkentinin yanıbaşında büyük bir toprak kayması olmuş, derin bir yarık açılmış, öyle ki şehir de içine yuvarlanıp yıkılacağa benzediğinden Ankhuros bir tanrı sözcüsüne ne yapacağını sormuş. Uçuruma en değerli nen varsa, onu atacaksın, demiş sözcü. Kral da tutmuş, altın, elmas, en kıymetli eşyalarını atmış, ama yarık bir türlü kapanmamış. Ankhuros sonunda kendini atmış uçuruma, atar atmaz da yarık kapanmış.

27 Nisan 2011 Çarşamba

ANKHISES

Aeneas Bearing Anchises from Troy, by Carle van Loo, 1729 (Louvre).


Troya kral soyundan olan Asrakos'un oğlu Ankhises tanrıça Aphrodite ile sevişmiş ve Aineias'ın babası olmuştur. Homerik denilen övgülerden Aphrodite'ye ayrılmış olanı, bu sevişmeyi en ufak detayına kadar anlatır. Tanrıça Ankhises'i Ida dağı yamacında sığırları otlatırken görür ve ona tutulur. Phyrigialı bir kız kılığına girerek dağa iner. Prens de bu kıza vurulur. Aphrodite ona şöyle der:

Bir oğlun doğacak, Troya'lılara kral olacaktır o
Ve çocuklarına çocuklar doğacaktır sonsuza dek... 


Tanrıça doğuracağı çocuğu büyütmek için nymphlara vereceğini, onu beş yaşında babasına tanıtacağını ve çocuğun kimin olduğu sorulursa Aphrodite'in olduğunu kimseye söylememesini, yoksa Zeus'un çok kızacağını söylerek, Ankhises'i bırakır.

Bir efsaneye göre Ankhises tanrıçanın sözünü tutmaz, fazlaca içtiği bir gün Aphrodite ile seviştiğini söyler ve bununla övünür. Zeus cezalandırır ve topal kalır. Bu yüzden Troya'dan kaçarlarken Aineias'ın onu sırtına almasının nedeninin bu olduğu söylenir.



8 Nisan 2011 Cuma

ANDROMEDA

RUBENS, Pieter Pauwel: Perseus and Andromeda 1620-21



Aithiopia kralı Kepheus'la Kassiepeia'nın kızı. Anası Nereus kızlarından daha güzel olmakla övünmüş, Nereus kızları da Poseidon'a dert yanmışlar ve öçlerini almasını istemişler. Poseidon korkunç bir ejder salmış Kepheus'un ülkesine, kasıp kavurmuş ortalığı. Zeus - Ammon tapınağı kahinine başvuran kral kızını canavara kurban ederse ülkenin kurtulacağını öğrenmiş. Halk da kralı buna zorlamış. Sonunda Andromeda'yı bir kaya bağlamışlar. Canavar da onu parçalamak üzere yaklaşırken yiğit Perseus gökten atı Pegasos ile gelmiş. Gorgo'yu öldürmüş kafasını almış dönerken, kayaya bağlanmış güzel kızı görmüş ve tutulmuş. Perseus canavarı öldürmüş ve Andromeda ile evlenmiş.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails