29 Temmuz 2011 Cuma

APHRODITE

Botticelli, Venüs'ün Doğuşu


Doğuşu: Aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite'nin doğuşu üzerine iki ayrı kaynağımız vardır. Biri Hesiodos, diğeri Homeros. Hesiodos Thegonia'da bu tanrıçanın denizin köpüklü dalgalarından doğduğunu anlatır. (Yunanca Aphros Köpük demektir) Uronos Gaia'dan doğan çocuklarını doğar doğmaz toprağın bağrına soktuğu için toprak ana şişmekte ve korkunç sancılar çekmektedir. Bu yüzden oğlu Kronos'a  bir tırpan verir ve Kronos'da babasının hayalarını bu tırpan ile keser ve denize atar. Denize dökülen spremlerden Aphrodite doğar. Tanrıçanın Kıbrıs kıyılarında doğduğuna inanılır. 

Homeros'a göre Aphrodite Zeus ile Okeanos'un kızı Dione'den doğmadır.

Kişiliği: Altın Aphrodite der Homeros bu tanrıçaya, daha başka sıfatlarla niteler onu şairler. Bu güzeller güzeli tanrıça işveli, cilveli ve gönül alıcıdır. Homeros bunun sırrını tanrıçanın ak köpüklerden olma bedeninde taşıdığı bir büyülü memelikte görür. Zeus'un aklını çelmeyi isteyen Hera ödünç ister bu memeliği.

Sevgiyi, sevişmeyi simgeleyen bu tanrıça bu büyüyü kendi kendine değil çevresini saran başka tanrısal varlıkların aracılığıyla gerçekleştirir. Eros bazı efsanelere göre onun oğludur, ama Thegonia'da Eros Aphrodite'den çok önce doğmuş evrensel bir güçtür, sonradan katılır Aphrodite'nin alayına.

Güzelliği, zerafeti ve bereketi simgeleyen Kharit'ler, Hora'lar ve düğün alaylarının başında giden Hymenasios da Aphrodite'nin çevresindeki tanrılardır. Ne var ki tanrıçasının kişiliği biraz belirsiz olarak canlandırılmaktadır. Ares ile birlikteliğinden Phobos (bozgun), Deimos (Korku) ve Harmonia doğar. Ahenk anlamına gelen Harmonia'nın yanında bozgun ve korku Aphrodite'in kişiliğindeki olumlu ve olumsuz yanları gösterir.

Efsaneleri: Kişiliği ile tanrılar arasında önemli bir yer tutan Aphrodite'nin efsaneleri azdır. Aphrodite topal tanrı Hephaistos ile evlidir, nasıl ve nedeni belli değildir. Ama şairler onun çirkin kocasını aldatmasını ballandıra ballandıra anlatırlar. Bu öykülerin başında Homeros'un Odysseia'sındaki serüven gelir. Bu serüveni kör ozan Demodokos anlatır. Ares ile Aphrodite'nin seviştiklerini güneş tanrısı Helios görür ve Hephaistos'a haber verir. Demirci tanrı Hephaistos da kırılmaz bir büyülü ağ örer ve yatağın altına yerleştirir. Hephaistos onlara fırsat yaratmak için Lemnos adasına gittiğini söyler. İki sevgili sevişince bu ağın içinde hapis kalırlar. Onları yakalayan Hephaistos acı acı bağırır diğer tanrılar ise kahkalarına hakim olamazlar.

Aphrodite'nin başka sevgilileri de olur. Bunlardan biri Adonis, öbürü Troya kral soyundan Aineias'ın babası Ankhises'tir.

Aphrodite'nin öfkeleri ve öç almaları korkunçtur: Şafak tanırçası Eos'a, Phaidra ve Pasiphae'ya belalı aşklar esinler, kendilerine yeterince tapmayan Lemnos kadınlarına ceza olarak kocalarının bile dayanamadığı koku verir, Kinyras'ın kızlarını kendilerini yabancıya satmaya zorlar. Üç güzeller yarışmasında oynadığı rol ve Paris ile Helena'nın başına getirdiği belalar dillere destan olur. Eros ve Psykhe efsanesinde adı geçer. Kişiliği Helenistik çağdan sonra Rönesans sanatına da bitmez tükenmez bir konu olmuştur.

Kuşlardan güvercin ve serçe, çiçeklerden gül ve mersin tanrıçaya adanmıştır.

Antik çağın ünlü Knidos Afroditi
 heykelinin Rönesans dönemi kopyası



21 Temmuz 2011 Perşembe

ANTINOOS

Odysseus'un talipleri öldürmesi


Eupeithes'in oğlu Antinoos şımarık, tembel, gözü doymaz, Odysseus'un malını mülkünü vur patlasın çal oynasın tüketmeye kararlı taliplerin başta geleni. En küstah,  en terbiyesiz ve en ahlaksız olanı. Saldırgandır ve yüksekten atarak konuşur, ona buna çatar, asıl çekemediği amaçlarına ulaşmasını engelleyen Telemakhos'tur. Ona karşı kurulan kumpasların, pusuların fikir babası hep Antinoos'tur. Odysseus dilenci kılığında geldiğinde galiz küfürlerle onu kovan, başına ilk tokmağı atan odur. Antinoos'un bu davranışları diğer talipler arasında da tepki çeker.

Ölüm okunu Odysseus ilk Antinoos'a yöneltir ve sırayla tüm talipleri öldürür. Herşey olup bittikten sonra İthakalı'ları ayaklandırmaya çalışıp, öç almak için onları kışkırtandan da Antinoons'un babası Eupeithes'tir. Ne var ki karşılarına tanrıça Athena çıkınca korku ile kaçışırlar.

15 Temmuz 2011 Cuma

ANTIKLOS

Kırmızı figürlü Attik Amphora üzerinde Antiklos

Nestor'un oğullarından biri. Troya savaşına katılır ve çevikliği, yiğitliğiyle dikkat çeker. Akhilleus ve Patroklos'un yakın arkadaşıdır. Patroklos ölünce bu üzücü haberi Akhilleus'a verme görevini üstüne alır. Sonuna kadar savaşır İlyada'da ancak Odysseia'da şafak tanrıçası Eos'un oğlu Memnon'un eliyle öldürüldüğünü öğreniriz. 

13 Temmuz 2011 Çarşamba

ANTIKLEIA


PINTURICCHIO, The Return of Odysseus, 1509


İthaka kralı Laertes'in karısı, Odysseus'un anası. İnsanların en kurnazı Autolykos'un kızıdır. Autolykos Sisyphos'un sürülerini çalmış, Sisyphos da bu yüzden gelmiş Autolkylos'un sarayına yerleşmiş. Bir söylenceye göre bu sırada Antikleia onunla ilişki kurmuş sonra Laertes ile evlenmiş. Odysseus'u Sisyphos'un oğul sayan efsaneler vardır.

Antikleia oğlu Troya seferini çıkıp da dönmeyince canına kıymıştır. Odysseia'da anlatılan (XI,85 vd.) ana oğulun buluşması destanın en acıklı en güzel bölümlerindendir:

Bir de baktım geçmiş, göçmüş anamın ruhu çıkageldi,
Ulu yürekli Autolykos'un kızı Antikleia'nın ruhu,
oysa kutsal İlyon'a giderken sağ bırakmıştım onu, görünce bir acıdım, bir ağladım...

Odysseus olanı biteni, neden Hades'e indiğini anlatır. Antikleia da İthaka'da olanları anlatır. Aralarında içli bir konuşma geçer. Sonunda Odysseus anasına sarılmak ister:

O böyle konuştu, benim gönlümse tek bir şey istiyordu:
Kucaklamak geçmiş, göçmüş anamın ruhunu,
Üç sefer atıldım üstüne, ah dedim anama bir sarılsam,
üç seferinde de bir gölge oldu, düş gibi,
yüreğimdeki keskin acı her seferinde büyüdü.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails